Özellikle belli alanlarda toplumdan farklılık gösteren tüm bireyler, hayatlarının bir döneminde ciddi davranış sorunları sergileyebilmektedirler. Bunu söylerken sadece tıbbi birkaç tanı almış kişilerden bahsetmiyorum. Ergenliğe yeni girmiş bir birey, eski var oluş şekli (maddi ve manevi) ile yeni oluşan durumlardan rahatsızlık duyar. Bu da kendisini toplumla aynı görememesine sebep olur. Sudan çıkmış balık benzetmesi sanırım bunun için en iyi benzetme olacaktır. Gene başka bir örnekle açıklamak gerekirse, emekli olduklarında ailesi tarafından evden uzaklaştırılmaya çalışılan (eski düzeni bozulmuş ve farklılık arz eden bir durumdadır) birisi de aynı şekilde toplumla olan ilişkilerini problemlere dönüştürecektir.

Burada iki temel noktayı bilmemiz gerekiyor. Çocuklarımız davranış problemlerini sahip oldukları tanılar yüzünden yapmıyorlar. TEMEL İNSAN RUH HALİ, BİLİŞ DÜZEYİ, HAL VE TAVIRLARI YÜZÜNDEN YAPIYORLAR. Yani nasıl emekli olunca tatsız oluyorsak, ergen olunca tatsız oluyorsak, bir tanı aldığımız için değil de farklı bir hale büründüğümüz için tatsız oluyoruz. Tabi ki sadece böyle değil. Altında sayısız sebep yatmaktadır. Mesela problem davranış sergileyen bireylerin bu davranışları kendi gereksinimlerini karşılamak ve çevrelerindeki kişilerin davranışlarını kontrol etmek için kullandıkları vurgulanmaktadır (Erbaş, 2003). Gene farklı bir ifade ile Problem davranışlar çoğu kez bireyin yetersizlikleri ile çevrenin bir etkileşimi olarak ortaya çıkmakta iken (Eripek, 2003).

Davranış problemlerinin giderilmesinde dünya üzerinde sayısız akademik araştırma bulunmaktadır(bu bağlamda kısır bir ülkedeyiz maalesef. Ülkemizde problemler konusunda yeterli araştırma bulmak çok güçtür). Bunlardan birisine şimdi değinmek itiyorum. İşlevsel İletişim.

İşlevsel iletişim temel olarak her davranış biçimini bir iletişim olarak görmemiz gerekti ve mutlaka altında yatan bir işlevi olduğunu savunur. Yani eğer çocuk yüzünüze tükürüyorsa, buradaki iki noktayı bulmamız gerekiyor. İlki bu davranışla nasıl bir ifade kullanıyor olabilir, ikincisi bu davranışın işlevi nedir.

Gene aynı örneği açarak devam edelim. Çocuk tükürüyorsa acaba bize ne söylemek istiyordur. Seçenekleri yazalım. “benden uzak dur, söylediğin şeyi yapmak istemiyorum, benim istediğimi sen yapacaksın, söylediğin şey bana zarar verebilir, senden korkuyorum vs.” İkinci bölüme cevaplarımıza gelelim. Tüküren bir çocuk bu davranışı ile hangi işlevlere dayandırarak yapıyor. “daha önce tükürdüm beni rahat bıraktılar, tükürünce bana kimse yaklaşmıyor, tükürdüğümde beni bir şey yapmaya zorlamıyorlar, tükürdüm ve istediğimi aldım, tükürdüm ve korkuttum, tükürdüm ve etrafımdakileri kontrol ettim vs.”

 

Tabi ki işlevsel iletişim bu kadar kısa bir alan ve konu değil. Ama temel itibari ile tüm ailelerimizin bilmesi gereken iki önemli konuyu bugün paylaştık. İki soruya cevap vermelisiniz problem davranışlar olduğunda, Bu davranışın ifade ettiği nedir ve bu davranışın işlevi nedir…

 

Eğer sağlıklı bir gözlem kabiliyetiniz var ise, çocuklarımızın sürekli konuştuklarını görebilirsiniz. Tükürürken, vururken, dökerken, kırarken … ve eğer gerçekten bir adım sonrasında ne yapacağınızı biliyorsanız, bu davranışların azaltılması ya da söndürülmesi o kadar da zor değildir.

 

İşlevsel iletişim konusunda daha geniş bilgileri ilerleyen zamanlarda paylaşacağız.

Yorum Yap

Yorum

Yorum Yap