Birçoğumuz farklı konular içinde ötekileştirme kavramını duyduk. Şimdi sizlere bahsedeceğim ötekileştirme, birçoğumuzun farkında olmadan yaptığı hayati tehlikeyi içermekte.  Ötekileştirme çocuklarımızla aramızdaki bağı kemiren kurtlar gibidir. Bu bağın zarar gördüğü her gün, bir önceki güne göre iki kat daha hızlıdır. Şöyle örnek vermek gerekirse, bir halatın hiç zarar görmemişken bir tek bıçak darbesi ile kopacak toplam iplik sayısı 10 ise; halatın yarısı tahrip olmuşken kopacak iplik sayısı 15 dir…

Öteki nedir, ne demektir ? Buraya Türk Dil Kurumu’nun Büyük Türkçe Sözlüğü’ndeki tanımı aynen ekliyorum:

  1. 1. Diğeri, öbürü: “Bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış!” –M. Ş. Esendal.
  2. sf. Sözü edilen veya benzer iki nesneden önem ve konum bakımından uzakta olan.
  3. sf. Öbür, diğer.
  4. sf. top. b. Mevcut kültürün içinde dışlanmış olan.

 

Şimdi en baştan bu tanımlar üzerinden gidelim. “Diğeri” demek, elimizde olanlar değil, kabul ettiklerimiz değil, bizim gibi olanlar ve hali hazırdaki bilgilerimizle bildiklerimiz değil… İkincisi oldukça açık zaten. Önem arz etmeyen. Üçüncüsü de “diğer”. Dördüncüsü ise en acı olanı: Dışlanmış olan !

Şimdi ziyadesi ile açıklayalım nasıl ötekileştiriyoruz çocuğumuzu… Nasıl bizden uzaklaştırıp, önemsiz ve değersiz olduğunu ifade ediyoruz, nasıl dışlıyoruz !

Çocuk gelişimi ile ilgili notlarımızı okuyanlar, gelişimin bir süreç halinde olduğunu okumuştur. Okumayanlar ivedi bir şekilde okusunlar. Orada büyüme ve öğrenme diye iki kavramdan bahsediliyor. Büyüme demek kaba bir ifade ile çocuğun vücut uzuvlarının büyümesi. Öğrenme ise, yaşantı ve çevrenin de etkileri ile ortaya çıkan kalıcı davranış değişikliğidir.

Şimdi bir örnekle açıklayalım bunu. 8 yaşında bir erkek çocuğumuz var. Bu çocuğumuz boy ve kilo olarak akranları ile neredeyse aynı. Bu demektir ki büyümesinde sorun yok. 8 Yaş çocuğu çevre ve kalıtımla gelen özellikleri sonucunda kalemi uygun şekilde tutabilmelidir. Bu bir öğrenmedir. Kalemi uygun tutabilmek için bir kas büyümesi gereklidir ve bir de çevre etkisi ile öğrenme… Eğer çocuk bunları yapabildi ise bir sorun yok. Ama yapamıyorsa nerede sorunumuz var düşünmeliyiz.

Şimdi en baştan beri anlattıklarımıza nokta koyalım. Asıl konumuza dönelim. Çocukları ötekileştirme ! Mesela sizin 15 yaşında tıbbi kurumlardan aldığı çeşitli raporlar bulunan bir çocuğunuz var. Bu raporların herhangi birisi çocuğun insan olmadığını, söylemiyor ! Lakin siz bu çocuğunuzun eline temizlik fırçasını vermedi iseniz, öğrenmede gerekli olan çevre ve yaşantı faktörünü hayatından çıkarıyorsunuz demektir. Bu da demektir ki çocuğumuz yerleri fırçalamayı öğrenemeyecek ! peki bu ne demek ? Bu çocuğunuzu hayatınızdan çıkarmanız, ona öteki gibi davranmanız, insani sınırların dışına attığınız anlamına gelir… İyi niyetinizle çocuğu ötekileştirmeniz yapılan şeyin doğru olduğunu göstermez. Kaldı ki çocuğu sosyal sınır ve sorumlulukların ötesine atmak hiçbir suretle iyi niyet olarak algılanamaz !

Başka bir örnekle anlatalım.  Çocuğunuz 20 yaşında otizm tanısı almış bir insan. Siz Pazar alışverişine gidiyorsunuz. Çocuğunuz da yanınızda. Yorulmasın diye poşetleri siz taşıyorsunuz! Ay kıyamam ne kadar düşünceli birisiniz(!) Çocuğun kas gücünün gelişmesine, motor kabiliyetinin gelişmesine, sorumluluk duygusunun gelişmesine ve en önemlisi sosyal kabul görmesine engel olmuş oluyorsunuz!

Başka bir örnek daha verelim. Çocuğunuz 6 yaşında orta derece zihinsel yetersizliği var. Yemek yerken yorulmasın diye siz yediriyorsunuz. Takdir ettim sizi (!)  Siz ki çocuğu birilerine bağımlı hale getiriyorsunuz, siz ki çocuğun öğrenmesi için çaba harcayıp yorulmak yerine yemek yedirerek daha kolay olanı yapıyorsunuz, siz ki çocuğunuza her kaşıkta “sen başaramazsın ben yapayım” mesajını veriyorsunuz, siz ki çocuğun sosyal yaşantı oluşturmasına engel oluyorsunuz….

 

Değerli okurlar; bizler hangi yaşlarda neler yaşadı isek çocuklarımız da o yaşlarda onları yaşamalı… Onlar insan, onlar çocuk… Onlar her imkânını ve fırsatını elinden alacağınız, başka tür canlılar değiller…

 

Burada çocuğunun ihtiyacını gidermek zorunda olan kişileri konu dışında bıraktığımızı bir defa daha belirtmek isterim. Zira bakıma ihtiyacı olan çocuklarımız da bulunmaktadır.

Yorum Yap

Yorum

Yorum Yap